SÜTANNELİK VE SÜT BANKALARI

BİYOETİK İKİLEMLER ÇALIŞMA GRUBU

· 16 dk okuma süresi >

YAZARLAR

1 Kübra Nur ALTINTAŞ*

1 Hatice Nur ÖZGÜÇ

2 Sena Nur KEKEÇ

3 Burçin AKBULUT

3 Ayşenur ERDAL

3 Büşra FIRAT

  1. Ufuk Üniversitesi
  2. Ankara Üniversitesi
  3. Hacettepe Üniversitesi

İletişim: sokakcocuguu@gmail.com

SÜTANNELİK VE SÜT BANKACILIĞI

İnsanın yaşamını devam ettirebilmesi için bazı temel ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu ihtiyaçların başında ise hiç şüphesiz beslenme gelmektedir. Anne, bebeğinin beslenme ihtiyacını kendi sütüyle gidermektedir. Anne sütündeki yağlar bebek için önemli bir enerji kaynağıdır ve sütün içinde bulunan lipaz yağların sindirimini kolaylaştırmaktadır. Her ne kadar içerdiği protein miktarı, inek sütünden az olsa da bebeğe yarar açısında değeri daha yüksektir. Üstelik protein içeriğinin %60’ı sindirimi kolay olan Whey proteinidir. Yine inek sütüne oranla daha az kalsiyum bulundurmasına rağmen anne sütündeki kalsiyumun emilimi daha fazladır. Anne sütünde vitaminler (K vitamini dışında) yeterli olduğundan, ilk altı ay eksikliği görülmemektedir. 

Anne sütü bebeğin beslenme ihtiyaçları için yeterli olduğu gibi içerdiği büyüme faktörleriyle (EGF, TGFα ve TGFβ, NGF, IGF-1, meme kaynaklı büyüme faktörü, eritropoetin..) bebeğin gelişimine katkıda bulunur ve yine içerdiği antiinflamatuar faktörler (glutatyon peroksidaz, α1 antitripsin, α1 antikemotripsin, prostoglandin E1-2 gibi) ve immunomodulatörler (TNF α, interlökin, interferon γ gibi) immün sistemin gelişmesine ve hastalıklardan korunmaya yardımcı olur. 

Tüm bu faydalar göz önüne alındığında özellikle ilk altı ay bebek için en faydalı besinin anne sütü olduğu söylenmektedir. Amerika Pediatri Akademisi (APA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bebek ve anne sağlığına yararları nedeniyle bebekler için ilk altı ay sadece anne sütü verilmesini ve iki yıl boyunca düzenli emzirmeye devam edilmesini önermektedir.

Anne sütünün bebeğe pek çok yararı olduğu gibi emzirmenin de anneye yararı bulunmaktadır. Emzirme anne ve bebek arasındaki bağlanmada önemli bir rol oynamaktadır. Bebeğine süt veriyor olma hali annede mutluluk ve doyum sağlamaktadır. Annenin psikolojisini olumlu anlamda etkilemesinin yanında anne bedeninde olumlu fizyolojik durumlar oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada bebeğini kendi sütüyle besleyen annelerin nabız ve kan basıncı, anne sütüyle beslemeyenlere kıyasla anlamlı derecede düşük çıkmıştır. Emzirme döneminde total kolesterol, LDL ve trigliserid düzeyleri azalmaktadır. Psikolojik ve fizyolojik yararları yanı sıra emzirme döneminde ovulasyon engellendiğinden bu durum aile planlamasına da katkı sağlamaktadır. 

Geçmişten Günümüze Sütannelik

Yeni doğan bebeğin beslenmesindeki en önemli kaynak anne sütüdür. Sütü olmayan ya da herhangi bir sebeple emziremeyen annelerse yüzyıllardır sütannelerine başvurmuştur. M.Ö. 2500’lü  yıllarda Hammurabi kanunlarında sütannelikle ilgili bilgiler yer almaktadır. Özellikle Antik Yunan ve Roma dönemlerine ait kaynaklarda sütannenin  göğüs ölçülerine, kaç çocuk doğurduğuna,  kişilik özelliklerine oldukça dikkat edilmiştir. Bu özelliklerin çocuğa da geçeceği düşünülmüştür. Yine Roma toplumunda da bu özellikler dikkate alınmış, çocuğun bedensel gelişiminin yanı sıra onun karakteristik özelliklerini de etkileyeceği vurgulanmıştır. Filozof Favorinus, annenin göğsünü, bedenin kutsal pınarı ve insan soyunun besleyicisi olarak tanımlamıştır.  İbni Sina da bebeğin olabildiğince anne sütüyle beslenmesini önermiştir. Hatta sütannenin ve onun sütünün sahip olması gerektiğini düşündüğü özellikleri El-Kanun Fi’t-Tıb kitabında belirtmiştir. Belirttiği özelliklere (sütanneler kadınların en sağlıklı ve güçlü oldukları 25-35 yaşları arasında neşeli ve iyi ahlaklı olmalıdır, göğüsleri orta büyüklükte ve sert olmalıdır, ani kızgınlık, korku, üzüntü gibi duygusal tepkileri olmamalıdır.)  baktığımızda çocuğun emme yoluyla annenin karakterini aldığına inandığını, kadının fiziksel özellikleriyle süt kalitesini bağdaştırdığını anlamaktayız.

Semavi dinler anne sütüyle beslenmeyi önemli görmüştür. İslam dininde sütannelik ve süt kardeşlik  kavramları vurgulanmış, Kur’an ve sünnet ile bazı uygulamalar düzenlenmiştir.

Osmanlı’da da padişah çocuklarını emziren “daye” adında kadınlar sarayda yer almaktadır. Rönesans ve reformla birlikte özellikle Avrupa Toplumları’ndaki değişimle birlikte sütanneliğin önemi artmıştır. Aslında biberonun keşfine kadar oldukça yaygın bir gelenek, alışkanlık olarak varlığını neredeyse her toplumda sürdürmüştür. Cumhuriyet  Dönemi’nden itibaren sütannelerden faydalanma oranının, özellikle soylu ve varlıklı kadınlar arasında yaygınlaştığını bunun zaruri ihtiyaçtan daha çok keyfi bir uygulama haline geldiği görülmektedir.

İslam’da Sütannelik

İslam’a Göre Yeni Doğanın Süt Emzirilme Hakkı ve Anne Babanın Sorumluluğu

Kur’an-ı Kerim’de birden çok ayette emzirme konusuna değinilmiştir. Özellikle Bakara suresinin 233. ayeti bu konuyla ilgili büyük bir yol gösterici olmuştur. 

“Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği bilinene (örfe) uygun olarak, çocuk kendisinin olana (babaya) aittir. Kimseye güç yetireceğinin dışında (yük ve sorumluluk) teklif edilmez. Anne, çocuğu, çocuk kendisinin olan baba da çocuğu dolayısıyla zarara uğratılmasın; mirasçı üzerinde (ki sorumluluk ve görev) de bunun gibidir. Eğer (anne ve baba) aralarında rıza ile ve danışarak (çocuğu iki yıl tamamlanmadan) sütten ayırmayı isterlerse, ikisi için de bir güçlük yoktur. Ve eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun olarak ödedikten sonra size bir sorumluluk yoktur. Allah’tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görendir.”

Bu ayetten âlimler bebeğin emzirilme sorumluluğun kime ait olduğu, emzirme süresi ve sütannelik konusunda çıkarımlarda bulunmuşlardır. Bu çıkarımlarda kimi zaman fikir birliği oluşurken, kimi zaman fikir ayrılıkları yaşanmıştır.

Örneğin çocuğu emzirmenin anne için sadece ahlaki bir ödev mi yoksa daha ötede hukuki bir yükümlülük mü olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Anne çocuğun babasıyla ister evli ister boşanmış olsun çocuğunu emzirmesinin ahlaki bir ödev olduğu konusunda fikir birliği vardır. İster evli ister boşanmış olsun diye belirtilmesinin sebebi İslam’da çocuğun babaya ait olması, bu yüzden de çocuğun beslenmesinin sağlanmasından babanın sorumlu olmasıdır. Emzirme süresince bebeğin başkasının memesini tutmaması, sütanne bulunamaması gibi zaruri durumlarda da emzirmenin anne için dinen ve hukuken vacip olduğu konusunda da fikir birliği vardır. Ancak zaruri olmayan hallerde emzirmenin anne için hukuki yönden vacip olup olmadığı konusunda fikir ayrılıkları mevcuttur. Maliki mezhebi bu konuda emzirmek istemeyen soylu kadınlara ayrıcalık tanımaktadır. Onların dışında evlilik birliği devam ettiği müddetçe annelerin çocuklarını emzirmesi vaciptir ve hukuki bir yükümlülüğü vardır. Annenin haklı bir gerekçesi olmadan çocuğunu emzirmemesi durumunda hukuki yaptırım uygulanmaktadır. Diğer mezheplere göre ise zaruri bir durum olmadığı sürece annenin çocuğunu emzirmesi mendup, yani sünnetten sonra gelen müstehabtır. Bu konuda herhangi bir hukuki yükümlülük bulunmamaktadır. Yani evlilik birliği süresince annenin zaruri haller dışında çocuğunu emzirmemesinin doğruluğu konusunda bir fikir birliği yoktur. Evlilik birliğinin sona erdiği durumlarda ise Talak suresinin 6. ayeti esas alınır.

“(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yakınında oturtun, onlara ‘darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla’ zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam’a uygun bir tarz) üzere görüşüp konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.”

Bu ayetle, evlilik birliğinin olmadığı durumlarda annenin çocuğu emzirmek zorunda olmadığı görülmektedir. Bebeğin beslenmesinden baba sorumludur. Ancak anne bebeği emzirmek isterse öncelik onundur emri anlaşılmaktadır.

Sütanne Tutma

Bakara suresinin 233. ayetinde “…Ve eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun olarak ödedikten sonra size bir sorumluluk yoktur. Allah’tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görendir.” cümleleriyle sütanne tutmakta herhangi bir sakınca olmadığı belirtilmiştir. İslam’dan önce var olan bu uygulama İslam tarafından da kabul edilip uygulanmıştır. Çünkü anne sütü çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir ve annesinin sütünden yararlanamayan çocuk için sütanne şarttır.

Sütanneliğin Oluşması

Sütanneliğin oluşması hususunda birçok farklı görüş vardır. Özellikle de emme sayısı ile ilgili bir fikir birliği yoktur.

Sütanneliğin çocuğun beş defadan fazla emmesiyle oluşacağı konusunda âlimler arasında bir görüş birliği bulunurken, beş defadan az emmeyle sütanneliğin oluşup oluşmayacağı konusunda bir görüş birliği bulunmamaktadır. Hanefi ve Maliki mezheplerine ve Ahmed b. Hanbel’in bir görüşüne göre emmenin çok veya az miktarda olması sütanneliğin oluşumunu etkilemez. Buna örnek olarak da peygamberimizin “Rada(sütannelik) ancak eti oluşturan ve kemikleri geliştiren emmedir.” ve “Rada ancak açlığı gideren emmedir.” hadislerinde herhangi bir miktarla kısıtlama yapılmamasını gösterirler. Farklı zamanlarda ve en az beş defa emme olmadan süt hısımlığının oluşmayacağı kanaatini taşıyan Şafiiler ise peygamberimizin “Bebeğin bir veya iki kere süt emmesi, süt akrabalığı/haramlık sebebi olmaz.” hadisini örnek gösterirler ki bu hadislerin doğruluğu kesin değildir. Ayrıca Şafiiler yine doğruluğu kesin olmayan şu hadisi de beş defa emmeyle sütanneliğin oluşacağı konusunda örnek gösterirler:

“Rivayete göre Ebu Huzeyfe’nin hanımı Amir b. Lüey oğullarından Sehle bt. Süheyl, Resulullah’a gelerek şöyle dedi: “Bizler Salim’i çocuğumuz gibi görürdük. O bizim yanımıza girip çıkardı. Hâlbuki bazen iş elbiseleri içinde dağınık vaziyette olabiliyoruz ve bizim sadece bir odalı bir evimiz var. Salim hakkında nasıl bir tavır takınmamızı emredersiniz?”. Hz. Peygamber ona şu cevabı verdi: ”Salim’i beş kez emzir. Böylece aranızda süt mahremiyeti oluşur ve onu sütoğlun olarak görürsün.””

Ancak bu hadisle ilgili birçok problem vardır. Bu yüzden de birçok âlim hadis metninin güvenilirliğini tam bulmadığı için bu konuda yorum yapmamıştır.

Emme süresiyle ilgili ise âlimler arasında bir fikir birliği vardır. Emen çocuk iki yaşını doldurmamış olmalıdır. Bu konuda da Bakara suresinin 233. ayetindeki “…Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler.” cümlesi esas alınmaktadır.

İslam’da Süt Akrabalığı

İslam fıkhına göre herhangi bir kadından süt emen iki çocuk birbirleri ile evlenemezler; çünkü anneleri birdir ve bu durumdan kaynaklı olarak süt kardeştirler. Allah’u Teala bu durumu Nisa Suresi 23. ayette şu şekilde beyan etmiştir: ‘Sizlere analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kız kardeşlerinizin  kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kardeşleriniz haram kılınmıştır.’ Bu ayetten dolayı, emziren kadın, anne yerine geçirilerek, emen çocuğa hem emziren, hem de çocuğa nesep yoluyla annesi tarafından haram olanların hepsi haram olur. Neseb sebebiyle haram olan kadınlar, süt sebebiyle de haram olurlar. Neseb yoluyla haram olanlar; anne, kız kardeş, hala, teyze, kardeş kızları ve kız kardeş kızlarıdır. 

Anne Sütü Bankacılığı ve Çeşitli Ülke Uygulamaları

Günümüzde birçok bebek anne sütünden faydalanabilmektedir ama bazı bebekler annede var olan istenmeyen durumlar (HIV, Radyoaktif iyot-131 veya annenin bebeğe bakamayacak kadar hasta olması gibi) ve çeşitli sebeplerden dolayı formül mamalarla beslenmek zorunda kalabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü anne sütü ile beslenemeyen bebeklerin, formül mamalar yerine anne sütü bankaları aracılığıyla başka bir annenin sütünden yararlanmasını daha yararlı bulmaktadır. Anne sütü, bebek için yaşama en iyi başlangıç olmasının yanında morbidite ve mortalite oranlarını azaltması yönüyle de çok önemli bir beslenme kaynağıdır. Ayrıca içerdiği immünoglobinlerin bebeği enfeksiyonlara karşı koruması, sindirim sistemini geliştirmesi ve olgunlaştırması gibi sebeplerden dolayı Amerikan Pediatri Akademisi(APA) gerekli durumlarda pastörize donör sütünün bebek için ilk seçenek olması gerektiğini belirtmektedir.

Tüm bu sebeplerden ötürü bazı ülkelerde anne sütünden yararlanamayan bebekler için doktor reçetesiyle anne sütü bankalarından pastörize süt desteği verilmektedir.

Geçmişten Günümüze Anne Sütü Bankacılığı

Anne sütü bankası ilk olarak 1909 yılında Avusturya’nın Viyana şehrinde kurulmuştur. İkincisi Boston’da, üçüncüsü de Almanya’da kurulmuştur. Ancak anne sütü bankaları ilk kurulduğu zamanlarda bugünkü gibi kompleks yapıda değildir. Toplanan sütler herhangi bir işleme tabi tutulmadan dağıtılmaktadır.

1980’li yıllarda AIDS hastalığının ortaya çıkması sebebiyle birçok süt bankası kapatılmıştır. Yine bu dönemlerde süt bankalarının çalışma standartlarını belirlemek ve geliştirmek amacıyla anne sütü bankaları birlikleri kurulmuştur. 1985 yılında kurulan Kuzey Amerika Süt Bankaları Birliği bunlara bir örnektir. 1990’lara kadar anne sütünün yararları ile ilgili yapılan çalışmaların artmasıyla pek çok ülkede anne sütü bankacılığı uygulamaları artmıştır.

Dünyanın en büyük süt bankacılığı sistemi Brezilya’dadır. Ülkede yaklaşık 200 süt bankası bulunmaktadır. Sistemin Brezilya’da bu kadar başarılı bir şekilde ilerlemesi Sağlık Bakanlığı’nın süt bankalarını sağlık politikasının bir parçası olarak ele almasından kaynaklanmaktadır. 

Müslüman ülkelerde süt bankalarına sıcak bakılmadığı anlaşılmaktadır. Fakat Kuveyt’te süt bankacılığı uygulamasıyla tam örtüşmese de; süt paylaşım aktivitelerinin gerçekleştiği görülmektedir. Süt paylaşım aktivitelerinin kaydedilmesi yönüyle ilk İslam ülkesi denilebilir. Bağışçı ve ihtiyaç sahibi buluşturularak süt dağıtım işlemi gerçekleştirilmektedir.

Avrupa Süt Bankalarının İşleyişi

Anne sütü bağışının ilk aşaması donör seçimidir. Genel olarak bağışçı anneler bir yaşının altında bebeği olan sağlıklı annelerdir. Bağışçıların taraması anne sütü bağışı yapmak isteyen annelerle telefon görüşmesiyle başlamaktadır. Bağışçı annenin kabulü birçok prosedür içermektedir. Örneğin öncelikle donör annenin tıbbi ve sağlık öyküleri alınmakta; transplantasyon öyküsü , sahip olduğu alışkınlıkları sorgulanmaktadır. Bazı serolojik laboratuvar testleri (HIV, T-hücresi, hepatit B, hepatit C ve sifiliz gibi) yapılmaktadır. Eğer anne sütü donör adayı kabul edilirse bu testler altı ayda bir tekrarlanmaktadır. Anne sütü ile bebeğe geçebilecek ilaçlar da detaylı bir şekilde incelenmektedir. Ayrıca sigara, alkol kullanımı ve dövmesi olanlar kabul edilmemektedir. Fakat normal doz insülin, vitaminler, levotiroksin, burun spreyleri, astım inhaleleri kullananlar için bu durum bir sıkıntı oluşturmamaktadır.

Anne sütü donör adaylarıyla telefon görüşmesi yapıldıktan sonra süreç yazılı bir anketin ev ortamında doldurulmasıyla devam etmektedir. Bağışlanacak olan sütün işleneceği ve test edileceğine yönelik detaylı açıklamalar eklenmektedir.

Tüm yeni bağışçılara önce süt sağma, hijyen ile ilgili eğitimler verilmekte olup; annenin isteğine göre manuel ya da elektrikli süt pompası temin edilmektedir. Araştırma sonuçlarına göre kontaminasyon riski daha az olduğu ve süt üretimini arttırdığı için elle sağılması önerilmektedir.

Sütün sağıldıktan sonrasındaki her aşama çok önemlidir. Süt polietilen kaplarda -20 derecede uzun süreli olarak dondurulmaktadır. Kullanılmadan önce bu sütler çözülerek havuzlarda karıştırılmaktadır. Bazı süt bankalarında pastörizasyon öncesinde patojenlerin kolonizasyon olasılığını saptamak amacıyla bakteriyolojik tarama yapılmaktadır. Kuzey Amerika Anne Sütü Bankacılığı Birliği ısı işlemini Holder pastörizasyon metoduna göre yapmaktadır (62,5 C ‘de 30 dakika). Tüm süt bankaları pastörizasyon sonrası yapılan işlemi doğrulamak için bakteriyolojik testler yapmaktadır. Sonrasında ise pastörize süt soğutulup kullanılmak üzere saklanmakta ve bir doktor reçetesi ile dağıtılmaktadır.

İslam Hukukuna Göre Anne Sütü Bankaları

Klasik fıkıh kaynaklarında süt akrabalığının şartları ayrıntılı olarak incelenmesine rağmen anne sütü bankaları incelenmemiştir. Çünkü anne sütü bankalarının İslam dünyasının gündemine girmesi, ilk defa 20. yüzyılda Avrupa ve Amerika’da kurulmasından sonra olmuştur. Günümüzde hem bireysel İslam hukukçuları hem de resmi veya sivil kurumlar anne sütü bankalarını incelemektedir. 

Anne Sütü Bankalarının Kurulabileceğini Düşünenlerin Delilleri
  • ”Rada” ayet ve hadislerde sürekli evlenme engeli oluşturan süt akrabalığı olarak ifade edilmektedir. Radada kasıt annenin çocuğu emzirmesidir. Yani sadece anne sütü ile beslenme rada değildir. Anne sütü bankalarında da fiilen emzirme olmadığı için evlenme engeli gerçekleşmemektedir. 
  • Klasik kaynaklarda sütün miktarı, kimin sütanne olduğu gibi konularda şüphe olsa bile, süt akrabalığında şüpheye yer olmadığı anlaşılmaktadır. Annelerden toplanan sütler karıştırıldığı için kimin sütanne olduğu ve hangi çocuğun kimin sütünü içtiğinden şüphe edilmektedir. Helaller şüphe ile harama dönüştürelemeyeceği için evlenme yasağı oluşmamaktadır. 
  • “Sizi emziren annelerinizle evlenmeniz yasaklandı.” Nisa, 4/23 ayetiyle sürekli evlenme engelinin sadece süt emmekle olmadığı, emzirme ile ortaya çıkan annelik şefkatine dayandığı anlaşılmaktadır. Anne sütü bankalarında emzirme olmadığı için annelik şefkati de oluşmamaktadır.
  • İnsanlar bireysel konularda fetvada ihtiyatlı olanı tercih edebilir. Ama toplumu ilgilendiren konularda toplum yararına olan tercih edilir ve anne sütü bankaları da toplumu ilgilendiren bir konudur.
  • Günümüzde sanayide üretilen süt tozları ve bebek mamalarından dolayı anne sütü bankalarına gerek kalmadığı düşüncesi doğru değildir. Çünkü sanayi ürünlerinin anne sütünün yerini alamayacağı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir.
Anne Sütü Bankalarının Kurulamayacağını Düşünenlerin Delilleri
  • “Sizi emziren anneleriniz size haram kılındı.” (Nisa,4/23) ayeti  ve “Nesep yoluyla haram olan süt yoluyla da haram olur.” hadisine göre süt emzirme sürekli evlenme engeli oluşturur. Süt bankalarında sütanne ve süt kardeş kesin bir şekilde tespit edilemediği için bu durum İslam’da yasaklanmış evliliklere yol açabilir.
  • Evlenme engeli ile ilgili ayet ve hadislerde emzirmenin keyfiyetine bakılmaksızın kesin ifadeler kullanılmıştır. “Rada”dan hareketle evlenme engeli için emzirme fiilinin gerçekleşmesi gerektiği düşüncesi doğru değildir.
  • “Rada eti oluşturan ve kemikleri geliştirendir.” hadisi evlenme yasağı oluştuğunu göstermektedir. Çünkü süt bankasından alınan sütle de çocuğun eti oluşmakta, kemiği gelişmektedir.
  • Çocukların bu kurumlardan faydalanmasıyla haram evlilik yapma ihtimali doğmaktadır. İslam’da neslin muhafazası önemlidir. Neslin bozulmasına sebep olan durumlar bir fiilin yasaklanması için önemli bir engeldir. “ Mani ve muktezi tearuz ettiğinde mani takdim olunur.” (Engelleyici ve gerektirici unsur bir arada bulunursa engelleyicinin gereği yapılır) kaidesince süt bankalarına izin verilmemelidir.
  • Süt bankaları bireysel olarak faydalı olsa da neslin bozulmasına neden olduğu için topluma verdiği zarar daha büyük görülmektedir. Halbuki anne sütüyle beslenmesi gereken çocukların zarar görmesi sütanneler ile engellenebilmektedir. 
  • Bu kurumlarda hijyen koşulları yeterince sağlanamadığından sağlık açısından da sakıncalıdır. Ekonomik maliyet ve teknik yetersizlikler de önemli engellerdir. Özellikle gelişmemiş ülkelerde bu kurumların kurulması zor görünmektedir. Çünkü sütün dezenfektesi ve korunması gibi şartların sağlanması yeterli süre ve maddi imkan gerektirmektedir.
Anne Sütü Bankalarının Kurulmasına Bazı Şartlarla İzin Verenler

Bazı İslam hukukçuları ve ilmi heyetler sıkı güvenlik şartları ile anne sütü bankalarının kurulabileceğini düşünmektedir. Ülkemizde kurumsal olarak Din İşleri Yüksek Kurulu bazı tedbirler ile anne sütü bankalarının kurulabileceğini savunmuştur. Bu görüşü savunanlar genellikle sütlerin karıştırılmaması, güvenli kayıt sistemi ve ailelerin bilgilendirilmesini şart koşmaktadırlar.

Din İşleri Yüksek Kurulunun şartları ise şunlardır:

  • Süt veren kadın kendi çocuğunu sütten bırakmamalıdır.
  • Mahremlik dairesini daraltmak için bir kadından alınan süt, sadece erkek veya sadece kız çocuklarına verilmelidir.
  • Süt veren kadın ile süt alan çocuğun kimlikleri kayıt altına alınmalı ve bu husus yasal düzenleme ile güvence altına alınmalıdır.
  • Süt akrabalığı dairesinin genişlememesi için annelere ait sütler karıştırılmamalıdır.
  • Süt veren kadına masrafları dışında ücret verilmemelidir.
  • Alınan sütler para karşılığında satılmamalıdır.
  • Kendi annesinin sütü ile beslenebilen çocuklar bu sistemden yararlandırılmamalıdır.

Türki̇ye’de Anne Sütü Bankası

12 Nisan 2012 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Raşit Küçük’ün başkanlığında kurul toplanmış ve “İnsan Sütünün Saklanması ve Bebeklere verilmesi” konusunda müzakerelerde bulunulmuştur. Müzakere sonrasında anne sütü bankalarının kurulmasının İslam’a göre caiz olup olmadığı konusunun, hem bireysel İslam alimlerinin hem de kurumsal olarak fetva kurullarının gündemine girdiği açıklanmıştır. Bazı fetva kurullarının, süt bankası uygulamalarının süt akrabalığı konusunda karışıklık meydana getireceği, bunun da farkında olmadan İslam’ın yasak kıldığı süt akrabaları arasında evlenmelere yol açabileceği gibi gerekçelerle bu bankaların kurulmasının caiz olmayacağına karar verdikleri belirtilmiştir. Yapılan açıklamada “Bu hükmün nedeni kendilerinden süt alınan anneler ile süt verilen bebekler arasında oluşacak süt akrabalığı konusunda hassasiyet gösterilmeyerek, sütlerin ve süt akrabalıklarının karışması ile dinin yasakladığı evliliklere götürebileceği endişesidir. İhtiyaç duyulması halinde çocuklara annelerinden başka kadınların sütlerinin emzirme ile verilmesinde bir sakınca olmadığı gibi, kadınlardan alınan sütlerin bekletilerek daha sonra ihtiyaç duyan bebeklere verilmesinde de sakınca yoktur. Süt akrabalığının getireceği evlilik yasaklarının ihlal edilmemesi için her türlü tedbirin alınması ve bu tedbirlerin hassasiyetle uygulanması gerekir.” denilmiştir.

Kurul müzakereler sonucunda insan sütünün saklanmasının ve ihtiyacı olan bebeklere verilmesinin dini açıdan sakıncası olmamasının belirlenen şartların dikkate alınması kaydıyla uygulanabileceği sonucuna varmıştır.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu İzmir’de Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesinde oluşturulan Anne Sütü Bankası’nı inceleyip hastane yetkilileri ve proje yürütücüleri ile toplantı yapmıştır. Ancak projenin hukuki altyapısı hazır olmadığı için açılış yapılamamıştır. Bakan Müezzinoğlu bu konudaki açıklamasında; “Bebeklerimizi yaşatabilmek için sorumluluğumuz bulunmaktadır. Anne sütü projesini, güven duygusu kazandıracak şekilde önümüzdeki süreçte realize edebilmeyi düşünüyoruz. Sütü veren annenin çocuklarıyla sütü alan ailenin çocuğu arasındaki hukukun düzenlenmesi gerekiyor. Çocukların sorun yaşamaması için hukuki ayağını da güçlendirmek lazım. Hukuki ayağını ve kayıt sistemini güçlendirmek için bir sürece ihtiyacımız var.” demektedir.

Kuveyt’te Anne Sütü Bankacılığı

Anne sütü bankacılığı İslam ülkelerinde 1983’te ilk defa Kuveyt’te tıbbi sorunlara İslami çözümlerin araştırıldığı Nedvetü’l-Encab sempozyumunda tartışılmıştır. Sempozyumda anne sütü bankalarının teşvik edilmemesi ancak tıbbi zaruret halinde prematüre bebekler için kurulması kararı verilmiştir. Süt veren annelerin ve süt alan çocukların kayıtlarının tutulmasına ve haram evliliklere engel olmak için ilgililerin bilgilendirilmesine dikkat çekilmiştir.

Sonuç olarak Kuveyt süt paylaşım aktivitelerinin kaydedildiği tek İslam ülkesi olmuştur. Ancak burada süt bankacılığı sütün bir merkezde toplanması şeklinde yapılmamaktadır. Bağışçı anne ve alıcı aile tanıştırılarak yoğun bakım ünitelerinde süt paylaşımı yapılmaktadır.  

KAYNAKÇA

  1. Bakara Suresi 233. Ayet, Talak Suresi 6.ayet.  Kuran-ı Kerim.
  2. Yaman A. İslam Hukukuna Özgü Bir Kurum Süt Akrabalığı. Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. Cilt:13, Sayı:13, Konya. 2002.
  3. Yaşar MA. Şafii Hukuk Düşüncesinde Annenin Süt Emzirme Yükümlülüğü ve Sütannelik Uygulaması. Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. Cilt:9, Sayı:19, Şırnak. 2018.
  4. Hot İ, Başağaoğlu İ. Tarihte Sütannelik Geleneği. Türkiye Klinikleri Tıp Etiği Hukuku Tarihi Dergisi. Cilt:22, Sayı:2, İstanbul. 2014.
  5. Aktepe İE. Salim Hadisinin Süt Akrabalığı Bağlamında Tahlil ve Tenkidi. İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi. sy.14,  s. 251 266. 2009.
  6. Köse S, editör. İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, Sayı:14, 2009.
  7. Uçtu A, Özerdoğan N. Anne Sütü Bankası. Manisa Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi. 2017.
  8. Pekdemir Ş. İslam Hukukuna Göre Anne Sütü Bankaları. International  Journal of Social Science. 40: 537-554. 2015.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sonrakine geç: KÜRTAJ