AFGANİSTAN-TÜRKİYE MÜLTECİ KAMPLARINDA SAĞLIK

MÜLTECİ KAMPLARINDA SAĞLIK ÇALIŞMA GRUBU

· 27 min read >

YAZARLAR

1Nil İrem Alakuş*

2Tuba Nur Seyhan

  1. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi
  2. Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

*İletişim: niliremalakus@gmail.com

GÖÇ ve KAMP TARİHİ

Son yıllarda yakın coğrafyamızda yaşanan karışıklıklar, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar nedeniyle koruma bulmak amacıyla ülkemize gelen kişi sayısında büyük bir artış olmuştur. Bugün, Türkiye’de geçici koruma altında bulunan yaklaşık 2,9 milyon Suriyelinin yanı sıra, farklı ülke ve uyruklardan uluslararası koruma bulmak amacıyla ülkemize gelen binlerce başvuru ve statü sahibi bulunmaktadır. Son yıllarda ülkemizde, uluslararası koruma başvurusunda bulunan yabancılar arasında Afganlar ilk sıralardadır. Ülkemize uluslararası koruma, çalışma, eğitim gibi nedenlerle gelen Afganlar, Türkiye’deki yabancılar arasında önemli bir kesimi oluşturmaktadır.

Uzun süre boyunca dünyada en çok mülteciye kaynaklık eden ülkeler sıralamasında ilk sırada yer alan Afganistan, her ne kadar şu an da Suriye’nin ardından ikinci sırada yer alsa da; halen dünyadaki 2,7 milyon mülteci Afganistan uyrukludur. Afganistan coğrafyası halen çatışmalı bir bölge olmaya devam etmekte, iç karışıklıklar, politik ve ekonomik istikrarsızlık süre gelmektedir. Afganistan, küresel barış indeksi değerlerine göre yapılan sıralamada son sıralardadır. Uluslararası koruma arayışında olan Afganistan uyruklu göçmenlerin yoğun olarak bulunduğu ülkelerden birisi olan İran’da bu kişilerin karşılaştıkları politik ve ekonomik sorunlar nedeniyle İran’da bulunan ve sayıları üç milyona yaklaşan Afganistan uyruklu göçmenlerin İran’a sınır komşusu olan Türkiye’ye yöneldiği görülmektedir.

Son birkaç yıldır süregelen göç akışı, Türkiye tarihi için farklı bir olgudur. Sınır komşusu olduğu ülkelerden veya diğer yakın ülkelerden Türkiye’ye yönelen uluslararası göç hareketleri; sığınmacı, mülteci, transit göçmen ve kaçak işçi gibi çok çeşitli grupların sınır ötesi hareketlerini kapsamaktadır. Bu göç hareketleri Türkiye’nin coğrafi konumuyla son derece ilişkilidir. Komşu ülkelerde ortaya çıkan ekonomik, siyasi ve güvenlik sorunları, buralarda yaşayan insanları Türkiye’ye göçe yönlendiren başlıca unsurlar arasındadır. Ayrıca, Türkiye’nin Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında bir köprü vazifesi görmesi ve önemli deniz yollarına sahip olması çok sayıda göçmenin Batı’nın gelişmiş ülkelerine göç etmek için Türkiye’yi bir geçiş alanı olarak seçmesine neden olmaktadır. Bunlara ek olarak, özellikle küreselleşme ve ülkede 1980 sonrası yaşanan liberal ekonomik gelişmeler sonucu, yabancı ülke vatandaşlarının ülkede iş bulmaları halinde, uluslararası öğrenci statüsünde veya emekli olarak Türkiye’de oturma ve çalışma izni edinmeleri sıklıkla rastlanan durumlardır.

Afganların göç nedenleri genel olarak Sovyet işgali, Taliban baskısı ve ekonomik sorunlar olarak sınıflandırılabilir. Afgan göçmenlerin İran ya da başka bir ülkeye göç etmeden doğrudan Türkiye tercihini kullanmaları sosyal ağlar yardımıyla elde ettikleri bilgiler ya da Afganistan’a yönelik yapıldığı söylenen iyileştirme programlarının, demokratik atılımların ve insan hakları reformlarının işlevselliğinin tartışmalı hale gelmesidir. Bu noktadaki öngörülerden biri doğrudan Türkiye’ye yönelen Afgan hareketliliğinin ilerleyen dönemlerde hızla artabileceği; bir diğeri ise Afganistan’da beklenen kalıcı değişimin ortaya çıkmasını engelleyen ciddi sorunların hâlâ var olduğu gerçeğidir.

Dünyada En Çok Mülteci Üreten 10 Ülke (2016 Yılı Sonu, milyon), UNCHR

Türkiye’ye yönelik öncelikli talepleri/beklentileri vatandaşlık elde etmektir. Ancak, bu taleplerine karşılık bulmaları mümkün görülmemektedir.  Dolayısıyla, bu taleplerin karşılanmaması durumunda Afganlar diğer taleplerine, Avrupa’ya göç etmeye yönelik isteklerini gerçekleştirmeye yöneleceklerdir. Bir kısmı ise, zaten Avrupa’ya geçişin yollarını, maddi koşullarını sağlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle Türkiye’de kalış süreleri içinde göç masraflarını biriktirmeye çalışmaktadırlar. Çoğunun birden fazla ve kaçak yollarla, zor koşullar altında gerçekleşen cesur göç deneyimleri bulunmaktadır. Bu tecrübeler mültecilerin yeni ve tehlikeli bir göç yolculuğuna yönelmelerini kolaylaştırmaktadır.

Türkiye, mülteciler açısından İran ya da Afganistan’a kıyasla daha iyi bir manzara sunsa da burada da eksiklikler mevcuttur. Mültecilerin, sığınmacıların ve göçmenlerin kaynak ülkeleri ile hedef ülkeleri uzun yıllardır benzer profillere sahiptir. Kaynak ülkelerin başında gelen Afganistan için durum uzun zamandır benzerliğini korumakta; göç bu ülke insanları için tek alternatif olma özelliğini korumaktadır.

ULUSLARARASI TEMEL HAKLAR ve GÖÇ POLİTİKALARI

Son yıllarda göçün küreselleşme neticesinde dönüşümüne ve sığınmacı sayılarının artmasına karşın, tüm devletler geleneksel olarak devletin bütünlüğünü korumak adına devletin sınırlarını, ülke topraklarındaki yabancıların ikamet statülerini, yabancıların çalışma izinlerine ulaşımını kontrol altına almaya çalışmaktadır. Türkiye bu duruma bir istisna teşkil etmemektedir. Bu bağlamda, sınır kontrolleri ve göç üzerine düzenlemelerini artırmış, vize politikası, ikametgâh ve çalışma izinleri bağlamında göç üzerindeki kontrolünü kurmuş ve güçlendirmiştir. Tüm bu politikalar ve uygulamalar aynı zamanda sığınma ile ilgili kural ve düzenlemeleri de belirlemektedir.

Türkiye’yi çevreleyen coğrafyadaki siyasal düzensizlikler, sorunlar ve karmaşalar Türkiye sınırlarını sığınma amaçlı geçişlere açık hale getirmektedir. Bu sığınmacıların büyük bir çoğunluğunu Asya ya da Afrika kökenli göçmenler oluşturmaktadır. Aslında bu fiili durum, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’in 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi sınırlama koşuluyla bir aykırılık göstermektedir. Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesi’ni coğrafi sınırlama ve zaman sınırlaması ile kabul etmiş, 1967’de Mültecilerin Statüsüne dair Ek Protokole dâhil olunca zaman sınırlandırmasından vazgeçmiş fakat coğrafi sınırlamayı muhafaza etmeye devam etmiştir. Bu kısıtlama ülkenin sığınma politikaları ve uygulamalarını belirleyen temel özelliklerden birini oluşturmaktadır.

Dünyada En Çok Mültecinin Bulunduğu 10 Ülke (2016 Yılı Sonu, milyon), UNCHR

Son on yılda AB’ye uyum sağlama fikri Türkiye’nin politikaları ve uygulamaları üzerinde çok büyük bir etki bırakmıştır. Buna göre, Türkiye sığınma başvuruları, düzensiz göç, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı ve bunların doğurduğu olumsuz sonuçları alt etmek için güçlü bir siyasi irade göstermiştir. Genel anlamda uluslararası standartlarla uyum, özel olarak ise AB ile uyum için, dört yasal gelişme meydana gelmiştir:

  • Bu gelişmelerden ilki Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin ve ek protokollerinin gerektirdiği yasal değişikliklerin gerçekleştirilmesidir. Ceza yasası ile ilgili olarak, Adalet Bakanlığı tarafından bir yasa tasarısı çıkarılmış ve çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele üzerine yasal değişiklikler yapılmıştır.
  • İkinci önemli yasal gelişme ise Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve bununla ilgili iki protokolle ilgili olarak alınmıştır. Bu protokoller “Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı BM Sözleşmesine Ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol” (2 Kasım 2000) ve “Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı BM Sözleşmesine Ek İnsan Ticaretinin Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol” dür.
  • Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanun, düzensiz göç ve bunun iş alanına yansımasıyla ilgili yasal alandaki üçüncü önemli değişikliktir. TBMM yasayı yabancı çalışma izinlerinin tek bir otorite tarafından verilmesi ve bu sürecin kolaylaştırılması için çıkarmıştır. Bu yasaya göre Türkiye’deki çalışma izni alma süreci uluslararası standartlara, daha çok da AB standartlarına uyum sağlamaktadır. Yasanın önemli bir bölümü yasadışı çalışanların ceza ödemesi ve böylece yasadışı göçün engellenmesi üzerine kuruludur.
  • Göç ve sığınma konularında uluslararası standartlarla uyum, özellikle de AB ile uyum için, gerçekleştirilen sonuncu gelişme de Vatandaşlık Kanunu’nda (11 Şubat 1964 tarihli Kanun no 4035) 4 Haziran 2003’te yapılan değişikliktir. Bu yasanın değişmesinin amacı düzensiz göçle mücadele etmek ve göçmen haklarını korumaktır. Eskiden bir Türk vatandaşıyla evlendiklerinde derhal vatandaşlık sahibi olabilen yabancıların, parlamentonun çıkardığı yeni yasaya göre, Türk vatandaşı olabilmek için evlendikten sonra üç sene boyunca evli kalmaları gerekmektedir.
Türkiye’deki 4,0 Milyon Sığınmacının Geldiği Ülkelere Göre Dağılımı-31 Ekim 2019 itibarıyla, UNHCR

Sosyal Yardımlar

Türkiye’de yaşayan uluslararası koruma altındaki Afganistan uyruklu kişilerin yaşadığı hanelerin yüzde 80’inin bir sosyal yardım aldığı görülmektedir. Denizli’de yaşayan Afganistan uyruklu kişilerden oluşan haneler en düşük oranda (yüzde 62); Samsun’da yaşayan haneler ise en yüksek oranda (yüzde 97) sosyal yardım almıştır.

Sosyal yardımın kaynağına bakıldığında, sosyal yardımların çok önemli bir bölümünün (yüzde 77) valilikler ve belediyelerden alındığı görülmektedir. Daha sonra ise sırasıyla yüzde 15 ile özel kurumlar; yüzde 7 ile STK’lar; yüzde 5 ile BMMYK gelmektedir. Komşu, akraba, arkadaş vb. kişilerden oluşan yardımlar ise yüzde 13 seviyesindedir. Valilikler ve belediyelerden alınan sosyal yardımların oranı Karaman’da yüzde 90’a yaklaşmakta; İçel ve Samsun’da ise yüzde 95-97 seviyesine ulaşmaktadır. Karaman’da özel kurum ve kuruluşlardan alınan sosyal yardımların oranı yüzde 32; STK’lardan alınan yardımların oranının ise yüzde 24 olduğu görülmektedir.

Diğer taraftan, sosyal yardımların yüzde 15’inin BMMYK’dan alındığı beyan edilen Van-Ağrı’da valilikler ve belediyelerden alınan sosyal yardımlar ancak yüzde 58 seviyesinde kalmaktadır. Van-Ağrı’da BMMYK’dan alınan sosyal yardımların diğer illere göre daha yüksek olması, Van-Ağrı illerinin özellikle İran üzerinden gelen Afganistan uyruklu kişiler için giriş kapısı olması ve bu illerde BMMYK’nın mobil ya da sabit ekiplerle bu kişilere yardım edecek bir sistem kurmuş olması ile ilişkili olduğu görülmektedir.

Sosyal yardımların türlerine göre dağılımına bakıldığında, en sık alınan sosyal yardımın yüzde 87 ile yakacak için alındığı; bunu yüzde 80 ile nakdi yardımın izlediği görülmektedir. Gıda olarak alınan sosyal yardımların yüzde 57; giyecek olarak alınan sosyal yardımların yüzde 41; sağlık yardımı-ilaç şeklinde alınan sosyal yardımların ise yüzde 37 seviyesinde olduğu görülmektedir. Ev eşyası veya eğitim için alınan sosyal yardımlar ise yüzde 21-25 seviyesindedir. Ulaşım veya diğer nedenlerle alınan sosyal yardımların ise yüzde 2 seviyesinde olduğu gözlenmektedir.

Türkiye’de Göçmenlere Uygulanan Sağlık Politikaları

Türkiye’de göçmenlere yönelik uygulanan sağlık politikaları, mültecilerin hukuki durumlarını düzenlemek üzere Birleşmiş Milletler tarafından imzalanan Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi (1951) ve uluslararası belgeler esas alınarak düzenlenmiştir. Cenevre Sözleşmesine göre sadece Avrupa ülkelerinden gelen sığınmacılar mülteci statüsüne alınmaktadır. Bu nedenle doğudan gelen sığınmacılar mülteci başvurusu yapamamakta ancak anayasadaki Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu dayanağında, Koruma Yönetmeliği kapsamında “geçici koruma” altına alınmaktadırlar. Bu yönetmeliğe göre ilgili bakanlıklar ile kamu, kurum ve kuruluşları tarafından “Geçici Korunanlara Sağlanacak Hizmetler” Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda yürütülür. İllerde hizmetlerin yürütülmesinde valiler birincil derecede sorumludur. Geçici Korunanlara sunulacak sağlık hizmetleri ise Geçici Koruma Yönetmeliği’nde belirtilen esaslara dayanılarak; AFAD ve Sağlık Bakanlığının yayınladığı yönergelerle düzenlenir.

Türkiye’deki Suriyeli Olmayan BMMYK’ya Kayıtlı Mülteci ve Sığınmacıların Dağılımı- Kasım, 2019,UNHCR

Sağlık hizmetini geçici barınma merkezlerinde 112 ekipleri, toplum sağlığı merkezi personeli (TSM), sağlık bakanlığına bağlı hastane personeli sunarken yerleşim yerlerinde ise göçmen sağlığı ve aile sağlığı merkez personeli, kamu-özel üniversite hastaneleri de olmak üzere hastane personeli, gönüllü sağlık tesisleri sunmaktadır.

GÖÇMEN SAĞLIK PROFİLİ ve SAĞLIK SORUNLARI

Kamplardaki Sağlık Profili

Türkiye’ de İllere Göre Afgan Mülteci ve Sığınmacıların Yoğunluğu-Haziran, 2017, UNHCR

Ülkelerde nüfus artışına neden olan göçler işsizlik, eğitim, barınma, çevre ve alt yapı sorunlarıyla beraber sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Göç alan bölgelerde yeterli sağlık kuruluşunun olmaması, göçmenlerin düşük gelir düzeyi, sağlık sigortalarının olmaması, dil sorunu, aynı hanede çok sayıda ailenin yaşaması, yaşanan olağanüstü duruma ve şiddete bağlı gelişen ruhsal bozukluklar, beslenme ve hijyen sorunları, temiz içme suyu sağlanamaması ve atıkların uzaklaştırılamaması gibi faktörler göç eden bireylerin sağlık koşullarını olumsuz yönde etkilemektedir. Tüm olumsuz faktörler işsizlik ve yoksullukla beraber hastalık patlamasına neden olmakta ve günümüzde sorun olmayan hastalıklar yeniden sorun olmaya başlamaktadır. Göçmenler göç ettikleri bölgelere daha önce orada olmayan yeni sağlık sorunları da taşıyabilirler. Göç edilen ülkenin alt yapısı kısa sürede büyük yeni bir grubun sorunlarını çözmeye yetmeyebilir. Ayrıca göç eden grubun sağlık güvencesinin olmaması da bu kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanamamasına yol açmaktadır.

Türkiye’deki Afgan göçmenlerin ve mültecilerin sağlık sorunları, dünyadaki diğer göçmenlere oldukça benzerdir. Göçmenlerin ve mültecilerin bazı hastalıkları geliştirme riski daha yüksektir. Türkiye nüfusu ile karşılaştırıldığında, bulgular Afgan göçmenler ve mülteciler arasında çoğu hastalığın prevalansının yüksek olduğunu göstermektedir. Sığınmacıların karşılaştıkları sağlık sorunları şu başlıklar altında toplanabilir:

1) Göç ve Beslenme: Mültecilerin ve sığınmacıların öncelikli karşılamak zorunda oldukları ihtiyaçlarından biri beslenmedir. Bireylerin günlük gereksinimlerini karşılayabilecek miktarda, güvenli ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmeleri olarak tanımlanan gıda güvencesi, mülteci ve sığınmacılarda yeterli derecede sağlanamayan bir konudur. Yetersiz ve dengesiz beslenme dolayısıyla vitamin eksiklikleri, anemi, çocuklarda büyüme gelişme geriliği ve hatta ölümcül olabilen malnütrisyon gibi ciddi sorunların görüldüğü bildirilmiştir. Beslenme bozuklukları bulaşıcı hastalıkların yayılmasında da rol oynar. Ayrıca temiz suya ulaşamama durumunda da bulaşıcı hastalıklar başta olmak üzere pek çok hastalığın görülme sıklığı artar. Beslenme sorunları açısından bütün mülteciler risk altında olmakla beraber bebeklere, çocuklara, yaşlılara, gebelere ve kadınlara bu konuda daha fazla dikkat edilmelidir.

Türkiye’deki Afgan Mülteci ve Sığınmacıların Yaş ve Cinsiyet Dağılımı-Haziran,2017, UNHCR

2) Göç ve Barınma: Barınma, göçmenler için temel bir haktır. Kalabalık bir barınma ortamı özellikle çocuk sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Savaş gibi durumlar ani ve büyük göçlere neden olup barınma konusunda büyük sıkıntılara yol açmaktadır. Kamp dışında yaşayanlar barınma, sağlık hizmetlerine ulaşma, beslenme, hijyen gibi pek çok konuda sıkıntı çekmektedir ve büyük oranda sosyoekonomik düzeyi düşük semtlerde, metruk binalarda, derme çatma çadırlarda yaşamaktadır. Konutlarda rutubet önemli bir sorundur ve astım, bronşit, alerji, kronik ağrı gibi hastalıklarla ilişkilidir. Kalabalık yaşam hava yolu ile ve temas ile bulaşan enfeksiyon hastalıklarının ortaya çıkması ve yayılması için de bir risk oluşturmaktadır.

3) Göç ve Üreme Sağlığı: Afgan mülteci kadınlara özgü sorunlardan bazıları çok genç yaşta evlilik ve ilk hamilelik, çok sayıda doğum ve cehalettir. Göç eden kesim içine girdiği toplumda yer edinmek için doğurganlığını artırma çabasına girmektedir. Göçmenlerin ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerinden de yeterince yararlanamadığı, istenmeyen gebeliklerin ve kadın hastalıklarının sık görüldüğü, gebelik kontrollerinin yapılmadığı, maternal ve perinatal mortalitenin arttığı bilinmektedir. Sağlık hizmetlerindeki eksiklik, düşük sosyoekonomik düzey, dil engeli ve sağlık sigortasının olmaması bu problemlere zemin hazırlamaktadır. Ülkemizdeki göçmen kadınlarda en sık rastlanılan üreme sağlığı sorunları bulaşıcı hastalıklar, aile planlaması hizmetlerinden yararlanamama, doğum öncesi bakım hizmetlerinden yararlanamama, evde sağlık personeli olmaksızın yapılan doğumların yüksek olması, düzensiz adet kanamaları, kendiliğinden olan düşükler, çok sayıda ve kısa aralıklarla olan gebeliklerdir.

Türkiye’deki Afgan Mülteci ve Sığınmacıların Yıllara Göre Oranı-Haziran,2017, UNHCR

4) Göç ve Enfeksiyon Hastalıkları: Mültecilerin, ev sahibi ülkeyi en çok korkutan sağlık sorunlarından biri bulaşıcı hastalıklardır. Kızamık, ishalli hastalıklar, akut solunum yolu enfeksiyonları, tüberküloz, sıtma, hepatit ve HIV/AIDS gibi bulaşıcı hastalıklar göçmenlerde daha sık görülür. Yetersiz ekonomik şartlar, beslenme problemleri, kötü hijyen durumu, kalabalık yaşam, alt yapı yetersizliği ve sağlık kuruluşuna ulaşmadaki güçlükler de hastalık riskini artırmaktadır. Ayrıca göçmenler ilaç temini konusunda sıkıntı yaşamakta ve tam tedavi olamadıkları için taşıyıcı olarak kalmaktadırlar. Bu durum da salgın riskini artırmaktadır. Türkiye’deki sığınmacılar en sık ishal, cilt sorunları, yüksek ateş ve baş ağrısı nedeniyle başvuru yapmaktadır. Diğer bir taraftan da sığınmacılar yeni girdikleri ortamdan dolayı bulaşıcı hastalıklar açısından yeni riskler altındadır. Göçmen çocuklarda bulaşıcı hastalıklar önemli bir mortalite ve morbidite nedenidir. Kalabalık yaşamla birlikte menenjit, uyuz, pnömoni, bronşit riski artmıştır.

5) Göç ve Kronik Hastalıklar: Ani gelişen göçlerde bulaşıcı hastalıklar kadar bulaşıcı olmayan hastalıkların tanı, tedavi ve izlemleri de büyük sorun yaratmaktadır. Sağlık hizmetlerine ulaşamama ve koruyucu hizmetlerden faydalanamama durumuna ek olarak zorlu yaşam ve kötü çevre koşulları yeni bulaşıcı olmayan hastalıkların oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Bu hastalıklar tedavi edilmediği durumlarda ekonomik açıdan da önemli bir yük oluşturmaktadır. Hipertansiyon, diabetes mellitus, iskemik kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, kanser gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar ülkemize göç etmiş sığınmacılarda önemli birer sağlık sorunudur. Afgan göçmenler arasında oftalmik hastalıklar (başlıca katarakt), neoplazm, nefropati, iskemik kalp hastalıkları ve perinatal hastalıklar yaygındır.

Türkiye’de Afganlara Verilen Oturma İzinleri ve Nedenleri-2016

6)Göç ve Ruhsal Bozukluklar: Göçler hangi sebeple yapılırsa yapılsın insanları belirli bir strese sokmaktadır. Türkiye’deki düzensiz göçmenlerin göç sonrası stresleri yüksek psikolojik sıkıntılara yol açmaktadır. İşsizlik, sosyal statünün kaybı, yalnızlık, dil problemleri, başvuru sürecindeki idari zorluklar ve kültürel farklar insanları strese sokan faktörlerden birkaçıdır. Mülteciler ve sığınmacılar memleketten ayrılık, sosyal çevrenin değişmesi, iletişim azalması ve kültürel çatışma sonucu anksiyete, posttravmatik stres, depresyon ve psikoz da dâhil olmak üzere bazı ruhsal sağlık problemleri için yüksek risk altındadır. İlaveten bu insanlarda psikosomatik yakınmalar da sık görülür. Ruhsal problemler özellikle çocuk ve kadınlar için önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır. Göç etmiş çocuklarda suça yönelme, şiddet uygulama, özgüven eksikliği, madde bağımlılığı, hiperaktivite, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik ve davranışsal sorunlar sık görülmektedir. Göçler aile içi şiddete de yol açmaktadır. Bu da çocuklarda korku ve içe kapanıklığa neden olmaktadır. Göçmen kamplarında davranış bozuklukları, saldırganlık ve suça eğilim sıklığı artmaktadır. Savaştan etkilenen Afgan mülteciler arasında depresyon prevalansı %2,3-80, travma sonrası stres bozukluğu %4,4-86 ve anksiyete bozukluğu %20,3-88 arasında değişmektedir. Prevalans oranlarındaki bu heterojenliği çoğunlukla yerleştirildikleri yer belirlemiştir. Sanayileşmiş ülkelerde yeniden yerleştirilen Afgan mültecilerin ve sığınmacıların bir literatür taraması, aşınmanın bir sonucu olarak depresif ve travma sonrası semptomların yüksek oranda bulunduğuna işaret etmiştir.

Afganların Türkiye’deki durumu hala tartışılmamıştır ve sağlık ihtiyaçlarını daha fazla araştırmanın önemi aşağıdakiler de dâhil olmak üzere çeşitli faktörlere dayanmaktadır:

(1) Türkiye’ye sürekli göçleri;

(2) mültecilerde sık görülen hipertansiyon ve kronik ağrı gibi bulaşıcı olmayan hastalıkları içerebilecek ve psikolojik yardımı aşabilecek sağlık ihtiyaçları;

(3) karşılanmamış sağlık ihtiyaçlarının, yasal statülerinden dolayı sağlık hizmetlerine erişimdeki zorluklar nedeniyle daha da artması.

Türkiye’de düzensiz veya belgesiz göçmenler hiçbir kamu sağlığı hizmetine hak kazanmamaktadır. Bunun yerine, yalnızca “geçici koruma” statüsünde olan Suriyeliler, yasal olarak Türkiye’nin kamu sağlık sistemi tarafından kapsanmaktadır. Diğer menşe ülkelerinden gelen sığınmacılar (uluslararası koruma başvuru sahipleri) otomatik olarak kapsama hakkına sahip değillerdir ve genel bir kural olarak, yalnızca kayıtlı oldukları ve ikamet etmeleri gereken ildeki sağlık hizmetlerini kullanabilir. Kayıtlar, normal şartlarda uluslararası koruma başvuru sahiplerinin birincil, ikincil ve üçüncül sağlık hizmetlerine ücretsiz erişimini sağlayan il Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ile yapılır. İl Göç İdaresi Genel Müdürlükleri, uluslararası koruma başvuru sahiplerine, sağlık hizmeti sağlayıcılarının alım ve işleme amacıyla kullandığı bir Yabancı Kimlik Numarası (FIN) sağlar. Düzensiz göçmenler FIN’ i olmadan tüm hizmetlere erişemezler.

Afgan göçmenler Türkiye’ye geldiklerinde birçok zorlukla karşı karşıya kalırlar. Bunlardan biri de dil bilmemeleridir. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ndeki Farsça tercümanların yanı sıra başka Farsça çeviri hizmeti bulunmamaktadır. Hastanelerde veya temel hizmetleri sağlayan diğer yerlerde, çevirmenlere erişim yoktur ya da çok zordur. Refugee International ile röportaj yapan Kayseri’de eşi ve altı çocuğuyla birlikte yaşayan 46 yaşındaki Afgan sığınmacı Eşref, şunları söylemiştir: “Doktorlarla iletişimde sorun yaşıyoruz. Tıbbi problemlerimiz var ama gidemiyoruz çünkü onlarla iletişim kuramıyoruz. ”

2016 Türkiye Ölüm Nedenleri, WHO

ULUSLARARASI VE YEREL ORGANİZASYONLAR

Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği – BMMYK (The UN Refugee Agency-UNHCR)

BMMYK, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan mültecilere ve diğer ilgili kişilere yardım sağlamaktadır. Bu yardım mali destek, gıda maddesi, mutfak malzemesi, aletler, temizlik malzemesi veya barınak gibi ihtiyaçlar şeklinde olabileceği gibi, bir kampta veya topluluk halinde yaşayan mülteciler için okul ve klinik yapılması gibi programlar şeklinde de olabilir. BMMYK mültecilerin en kısa zamanda kendi kendilerine yeterli duruma gelebilmeleri için resmi gelir getirici faaliyetler veya yetenek geliştirici eğitim projeleri uygulamaktadır.

BMMYK Türkiye’nin Ankara’da bir ülke ofisi; İstanbul, İzmir, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa ve Van’da saha teşkilatı bulunmaktadır.  BMMYK, Türkiye’deki mültecileri desteklerken ulusal, il ve yerel düzeydeki kamu kurumları, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, Birleşmiş Milletler kardeş kuruluşları, özel sektör ve ayrıca mülteciler ve ev sahibi topluluklar ile ortaklaşa çalışmaktadır.

Sosyal uyumu teşvik etmek amacıyla BMMYK, Ulusal Uyumlaştırma Stratejisi ve Ulusal Eylem Planı’nın uygulanmasında Göç İdaresi Genel Müdürlüğünü desteklemekte ve mülteciler ile ev sahibi topluluklar arasındaki etkileşimi ve sosyal uyumu güçlendirmek için yerel yönetimler, belediyeler, imamlar ve muhtarlar ile iş birliği yapmaktadır. Bu konuda mülteciler için bir öncelik, Halk Eğitim Merkezleri aracılığıyla verilen Türkçe dil kurslarıdır. BMMYK ayrıca mülteciler, ev sahibi topluluklar ve hizmet sağlayıcılar arasındaki diyaloğu ve etkileşimi teşvik etmeyi amaçlayan sosyal uyum çalışmaları ve küçük ölçekli topluluk destek girişimleri uygulamaktadır.

BMMYK, yüksek öğrenime hazırlık için yüksek öğrenim ve dil eğitimi konusunda Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile yakın çalışmaktadır.

Mülteciler için işgücü piyasasına erişimin iyileştirilmesi ve özel sektör aktörleriyle iş birliğinin ve ortaklığın arttırılması için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve İŞKUR ile birlikte çalışmaktadır.

Mülteci Hakları Merkezi (Refugee Rights Turkey)

Mülteci Hakları Merkezi, savaş ve zulüm sebebiyle ülkelerini terk edip Türkiye’de sığınma talep eden yabancıların hukuki koruma mekanizmalarına erişimi; sığınmacılara yönelik hukuki destek kapasitesinin arttırılması, sığınma alanındaki mevzuat, politika ve uygulamaların uluslararası standartlarla uyum içinde gelişmesi ve kamuoyunda ve toplum hayatında sığınmacılara yönelik hoşgörü ve dayanışmanın güçlenmesi için uzmanlığa dayalı faaliyetler yürüten merkezi İstanbul olan bir sivil toplum örgütüdür.

Merkez sığınmacılara ağırlıklı olarak aşağıdaki konularda ücretsiz hukuki destek hizmetleri sunmaktadır:

  • Suriye’den gelen sığınmacıların tabi olduğu “geçici koruma uygulaması” çerçevesindeki hak, yükümlülükler ve usullere dair sorular ve karşılaşılan sorunlarla ilgili bilgilendirme ve danışmanlık;
  • Irak, Afganistan, İran, Somali gibi diğer menşe ülkelerden gelen ve Türkiye’deki bireysel “uluslararası koruma prosedürü” çerçevesinde sığınma başvurusu yapan ya da yapmak isteyen kişilerin tabi olduğu hak ve yükümlükler, resmi başvuru ve değerlendirme prosedürlerine dair sorular ve karşılaşılan sorunlarla ilgili bilgilendirme ve danışmanlık;
  • Gerek “geçici koruma uygulamasına” gerekse “uluslararası koruma prosedürüne” tabi sığınmacılar bakımından Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce (GİGM) takip edilen ve karar verilen her türlü işlemlerle ilgili olarak olumsuz kararlar ve yasal itiraz yolları konusunda danışmanlık ve avukat yardımı; 
  • Düzensiz durumdayken yakalanmalarına müteakip sınırdışı amacıyla geri gönderme merkezlerinde, ya da havalimanları veya sınır kapılarında idari gözetim altında tutulmalarına karşın Türkiye’de “geçici koruma” veya “uluslararası korumadan” yararlanma talebi olan kişilere, tabi oldukları usuller ve haklar ile yasal başvuru yolları konusunda danışmanlık ve avukat yardımı;
  • Türkiye’de “geçici koruma” veya “uluslararası korumadan” yararlanma taleplerinin değerlendirilmesi sırasında ya da olumsuz sonuçlanmasına müteakip idari gözetim altında bulunan kişilere, tabi oldukları hak ve yükümlülükler ile başvurabilecekleri yasal itiraz yolları konusunda danışmanlık ve avukat yardımı; 
  • Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Temsilciliği tarafından kendi yetki alanı kapsamında yürütülen prosedürlerde karşılaşılan olumsuz kararlar ve itiraz yolları konusunda danışmanlık ve hukuki yardım;
  • Başta refakatsiz çocuklar ve cinsel yönelim ya da toplumsal cinsiyet kimliliği temelli şiddet mağdurları ya da bu tür şiddet riski altından bulunan kişiler olmak üzere özel hassasiyetleri ve kırılganlıkları bulunan sığınmacıların ilgili yasal koruma mekanizmalarına erişimi ve haklarında takip edilen işlemlerde özel durumlarının göz önünde bulundurulmasını temin etmeye yönelik danışmanlık ve avukat yardımı.

Merkez ayrıca Türkiye’nin birçok ilinde avukatlar için sertifika eğitimi ve mülteci hukuku eğitimi vermektedir.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği-SGDD

Türkiye’nin 40’tan fazla şehrinde 80’i aşkın ofisiyle çalışmalarını sürdürmektedir. Projeleri:

Sığınmacı Kadın ve Kız Çocuklarının Sağlık Hizmetlerine Erişimlerinin Güçlendirilmesi Projesi: Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği, İstanbul Dolapdere ile Gaziantep Yeşilsu Çok Yönlü Destek Merkezlerinde MSD for Mothers Programı desteğiyle proje kapsamında 24 ay boyunca geçici koruma altındaki Suriyeliler ve sığınma başvurusunda bulunan Suriyeli olmayan yabancıların sağlık hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi için faaliyet göstermeyi amaçlamaktadır. Projenin hedef grubu geçici koruma altındaki Suriyeliler, uluslararası koruma başvurusunda bulunan Suriyeli olmayan sığınmacılar ve yerel halktan kadınlar, kız çocukları ve bebeklerdir. Projenin hedefleri arasında sığınmacı kadınların önleyici sağlık hizmetlerine daha iyi erişmeleri; doğum öncesi, doğum sonrası bakım ve tedavi hizmetlerine hastaneler üzerinden erişimlerini sağlamak; güvenli annelik, cinsel sağlık ve üreme sağlığı, yeni doğan bakımı ve aile planlaması konularında farkındalığın arttırılması sayılabilir. Merkezlerde proje kapsamında çalışacak sağlık eğitmenleri aracılığıyla, kadın ve kız çocuklarına cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında bilgilendirme ve destek, hijyen ve anne kiti dağıtımları gibi hizmetler vermektedir. Bu hizmetler anne sağlığı danışmanlığı, gebe izlemi, cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet takibi ve söz konusu vakaların ilgili illerin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlükleri’ne iletilmesi, hijyen, öz bakım, anne sütü, bebek bakımı, erken yaşta evlilikler, sağlık hizmetlerine erişim gibi birçok alanı kapsamaktadır.

Kadınlar ve Kız Çocukları İçin Güvenli Alan Projesi: SGDD, BM Nüfus Fonu(UNFPA) desteği ile proje kapsamında kadın ve genç kızlara yönelik sağlık danışmanlığı, psiko-sosyal danışmanlık ile üreme ve kadın sağlığı konularında eğitimler vermek üzere alanlar kurmuştur. Kurulan alanlar sağlık eğitmenleri, psikologlar ve sosyal çalışmacılar ile cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakaları için de bir danışma ve vaka takibi merkezi olmayı amaçlamaktadır. Alanlar İstanbul’da SGDD’nin Fatih’teki Çok Yönlü Destek Merkezi, Unkapanı’ndaki Çocuk ve Aile Destek Merkezi ve Tarlabaşı’nda Göçmen Sağlığı Merkezi, İzmir Buca ve Konak ilçelerindeki Göçmen Sağlığı Merkezleri ve Antakya Göçmen Sağlığı Merkezinde faaliyet göstermektedir. Merkezler İl Halk Sağlığı Müdürlükleri ile iş birliği içinde çalışmaktadır.

Çok Yönlü Destek Merkezleri: SGDD 2013 yılından bu yana mülteci ve sığınmacılara daha kapsamlı hizmet sunmak için Toplum Merkezi Modeli’ni uygulamaktadır. Toplum Merkezlerinde sığınmacı ve mülteciler, sosyal ve hukuki danışmanlık, sağlık danışmanlığı ve psiko-sosyal destekten yararlanırken, dil kurslarına, sosyal aktivitelere, psiko-sosyal faaliyetlere, temel yaşam becerilerini geliştirmeye yönelik kurslara, yerel halk ve mülteciler arasında barışçıl ilişkiler tahsis etmeyi amaçlayan aktivitelere katılarak tek bir noktadan birden fazla hizmete erişebilmektedirler.

Hassas durumdaki kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda gıda dışı yardım malzemeleri ve çeşitli harcamalar yapabilecekleri alışveriş kartları da çok yönlü destek merkezleri aracılığıyla yararlanıcılara ulaştırılmaktadır. Çok Yönlü Destek Merkezleri çalışmalarını İstanbul, Sakarya ve İzmir‘de BMMYK desteğiyle yürütmektedir.

Mobil Ekipler: SGDD, 5 mobil ekibi ile Türkiye’nin 70 ilinde yaşayan 3000’den fazla aileyi evinde ziyaret ederek hem ihtiyaç değerlendirmesi hem de hassas durumlara yönelik yüksek risk tespiti yapmakta, hassas durumda olan sığınmacı ve mülteciler için koruma mekanizmalarına erişimleri konusunda gerekli girişimlerde ve yönlendirmelerde bulunmakta ve BMMYK dosya süreçlerinin takibine ilişkin yardımcı olmaktadır. Ekipler saha çalışanları ve tercümanlardan oluşan kadrosu ile ev ziyaretleri gerçekleştirmektedir. Böylece mülteci ve sığınmacılara hizmet vermek üzere kurulmuş sivil toplum ya da yardım kuruluşlarının olmadığı şehirlere de ulaşmıştır.

UNHCR-SGDD Danışmanlık Hattı: 2017 Mart ayı itibariyle Türkiye’de ikamet eden tüm mülteci ve sığınmacılara hizmet vermeye başlamıştır. Başta Arapça, Farsça olmak üzere Urduca, Somalice, İngilizce ve Türkçe dillerinde danışmanlık veren çağrı merkezine 444 4868 numaralı hat üzerinden ulaşılmaktadır. 30 danışmanın aktif olarak görev yaptığı ve günde yaklaşık 1000 çağrının cevaplandığı Danışmanlık Hattı sayesinde, dil bariyeri ya da çeşitli hassasiyetlerinden ötürü yerel destek mekanizmalarına ulaşamayan sığınmacı ve mülteciler ücretsiz danışmanlık alma ve gerekli kurum ve kuruluşlara yönlendirilerek destek alma imkânına sahip olmuştur.

Hukuk Kliniği: BMMYK, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesive SGDD iş birliği ile Ankara’da faaliyete geçen Hukuk Kliniği, hukuki danışmanlık almak üzere kliniğe gelen ya da telefonla ulaşan sığınmacı ve mültecilere 9 Mayıs 2016 – 31 Ocak 2017 tarihleri arasında ücretsiz danışmanlık hizmeti sağlamış ve ilgili kurumlara yönlendirmelerde bulunmuştur. Klinikte, hukuk fakültesinde öğrenimini sürdüren gönüllü öğrenciler ve tercümanlar eşliğinde ücretsiz bilgilendirme hizmeti verilmiştir. Proje kapsamında 1080 kişiye ulaşılmıştır.

Özel İhtiyaç Fonu Aracılığıyla Hassas Durumdaki Mültecilere Yardım Projesi: SGDD – IOM iş birliğinde yürütülen “Özel İhtiyaç Fonu” projesi 31 Aralık 2016 tarihinde sonlanmıştır. Eylül-Aralık 2016 periyodunu kapsayan proje kapsamında hassas durumda olan toplam 2083 faydalanıcıya/mülteciye (Suriyeliler ve Suriyeli olmayanlar) sağlık, eğitim, konaklama, hukuk gibi ihtiyaç alanlarında başta Gaziantep, Adana, İstanbul, Ankara, Hatay, Mersin, Konya, Kayseri, Denizli olmak üzere SGDD ofisi olan illere tek seferlik destekler sunulmuştur.

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (International Refugee Rights Association)

Mültecilerin ulusal ve uluslararası mevzuatları anlaması için araştırma, raporlama ve bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirmektedir. Mültecilerin ikamet, çalışma, adli sorunlar, güvenlik, sağlık, eğitim ve barınma gibi ihtiyaçlarında ortaya çıkan problemleri çözmek için birebir mücadele yürütmektedir.

Hukuk kurulu, göç mağduru yabancıların karşılaştığı hukuksal sorunlara çözüm üretmek için çalışmaktadır. Geri gönderme merkezlerinde tutulan mültecilerin idari gözetim kararlarının kaldırtılması, haklarında sınır dışı kararı verilen mülteciler için sınır dışı kararının iptali davası açılması ve yine haklarında kod konulmuş mültecilerle ilgili bu kodun kaldırması için dava açılması başta olmak üzere diğer tüm hukuki hakları ile ilgili hukuki danışmanlık ve rehberlik hizmeti vermektedir.

Eğitim Kurulu, mültecilik hususunda toplumun bilinçlendirilmesi ve mültecilerin eğitim-öğrenimi olmak üzere başlıca iki alanda varlık göstermektedir. Yine çalışma alanındaki gelişmeleri takip ederek, bu hususlarda doğru bilgi aktarımı yapmak ve sürecin ilerlemesine katkı sağlamak amacıyla tartışma alanları oluşturup; ilgili konularda çeşitli programlar düzenlemekte ve saha çalışmaları yapmaktadır.

Sosyal Çalışmalar Kurulu, mültecilerin hayata tutunabilecekleri ilk desteği vermenin haricinde insanlarda farkındalık oluşturacak çalışmalar yapmaktadır. Özellikle çocuklara yönelik çocuk eğlenceleri, kadınlara yönelik el işi atölyeleri ve kamp ziyaretleriyle insani yardımın haricinde psikososyal destek sağlamaktadır. Öte yandan savaş nedeniyle hayatları alt üst olan çocukların psikolojilerine yönelik çalışmalarını sürdürmektedir.

Mülteci Destek Derneği-MUDEM (Refugee Support Center-RSC)

Mülteci Destek Derneği, sosyal alanda sığınmacıların, mültecilerin, göçmenlerin, insan ticareti mağdurlarının, uluslararası koruma talep edenlerin ve vatansız kişilerin sorunlarına yönelik yurt içinde ve yurt dışında faaliyetler yürütmek için 2014 yılında Ankara’da kurulmuştur.

Projeler:

İstanbul’da Yaşayan Mülteciler İçin Koordineli ve Entegre Koruma Yardımı: Avrupa Sivil Koruma ve İnsani Yardım Genel Müdürlüğü (ECHO) tarafından finanse edilen ve Welthungerhilfe (WHH) iş birliğinde uygulanan proje, İstanbul’un çeşitli ilçe ve mahallelerindeki faaliyetleri ile Beyoğlu’nda bulunan dernek ofisinde sığınmacı ve mültecilere hukuki, sosyal ve psiko-sosyal danışmanlık hizmetleri sağlamaktadır. Proje dâhilinde avukatlar, sosyal çalışmacılar, saha çalışanları, dış erişim ekibi ve psikologlardan oluşan uzman ekip ile kapsamlı bir şekilde mültecilerin hak ve hizmetlere erişimini kolaylaştırmak, yerel otoriteler ile koordineli çalışmalar yürütmek, sosyal uyum etkinlikleri ve bilgilendirmeye yönelik farkındalık arttırıcı faaliyetlerde bulunmak hedeflenmiştir.

İzmir Sürdürülebilir Yaşam Merkezi: MUDEM, İzmir ve çevresinde yaşayan engelli, savunmasız, hassas gruplarda yer alan sığınmacı, mülteci ve uluslararası koruma talep eden bireylerin sorunlarının çözümüne destek vermek amacıyla 2017 yılının ocak ayında “Sürdürülebilir Yaşam Merkezi” projesini başlatmıştır. Merkez Relief International ve MUDEM iş birliği ile çalışmakta ve Avrupa Sivil Koruma ve İnsani Yardım Genel Müdürlüğü (ECHO) tarafından finanse edilmektedir. Merkez, uzman engelli destek ekibiyle, engelli ya da savunmasız bireylerin özel ihtiyaçlarını iletişim temelli saha çalışmaları ve ofis içi hizmetler aracılığıyla tespit etmektedir.  Engelli destek ekibi uzmanları ve saha çalışanları bedensel veya zihinsel engelli bireyleri birlikte tespit ederek gerekli görülen danışmanlık hizmetini faydalanıcılara ulaştırmaktadır. Psikososyal destek, sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerinin sağlandığı merkezde; 3 Saha çalışanı, 1 gözlem ve değerlendirme uzmanı, 2 engelli uzmanı, 2 psikolog, 4’ü yeminli tercüman olmak üzere toplamda 7 tercüman ve 1 sağlık eğitmeninden oluşan engelli destek ekibi çalışmaktadır. Merkezde, engelliliğe ilişkin temel tavsiyeler, basit düzey eğitimler, teknik yardım değerlendirmesi ile yardımcı gereç tedariki ve takibi, engelli uzmanı ve psikolog ile grup veya bireysel seanslar ihtiyaca yönelik olarak düzenlenmektedir.

Türkiye’deki Suriyeli Olmayan Kişiler İçin Koruma Mekanizmalarının Geliştirilmesi Projesi: PRM tarafından desteklenen proje, Koruma Destek Merkezleri aracılığıyla sığınmacılara, mültecilere ve yerel aktörlere ulaşarak koruma mekanizmalarını geliştirmektedir. Proje, sığınmacı ve mültecilerin hak ve yükümlülükleri konusunda farkındalığı arttırmak, koruma mekanizmalarına yönlendirmeler yapmak, yerel otoritelere koruma hizmetlerinde destek olmak için faaliyet göstermektedir.

MUDEM, Yalova ve Kırıkkale’de yerleşik olan Suriyeli olmayan sığınmacı ve mülteciler için sosyal, yasal ve psikososyal destek sağlayan, sosyal uyum etkinlikleri düzenleyen ve mültecilerin Türkiye Cumhuriyeti tarafından sağlanan sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran Koruma Destek Merkezleri ile koruma mekanizmalarını geliştirmeyi hedeflemektedir. Merkezler, yönlendirmeler yoluyla yerel otorite ve diğer paydaşların sağladığı hizmetleri arttırmayı da sağlamaktadır.

Uluslararası Tıp Birlikleri (International Medical Corps-IMC)

Uluslararası STK’ların Türkiye’de resmi kayıtlı olma zorunluluğuna rağmen, IMC bu alanda ilk olmayı başarmış ve 2012 yılında doğrudan Türkiye’de hizmet vermeye başlamıştır. Örgüt başlangıçta Kayseri ve Nevşehir illerindeki İranlı mültecilere ağırlık verdikten sonra 2013 yılında Irak ve Afganistan’dan gelen mültecilerin bulunduğu ülkenin kuzey kısmına taşınmıştır. Bugün IMC destek faaliyetlerini İstanbul, Sakarya ve Gaziantep’teki Çok Hizmetli Merkezleri aracılığıyla sürdürmektedir. 2012 yılında Antakya’da Suriyeli mülteciler için Acil Müdahale Ekibi kurmuştur. Organizasyon Gaziantep, İstanbul, Kayseri, Mersin, Kilis Nevşehir, Nizip, Sakarya, Şanlıurfa ve Yalova’da birçok program gerçekleştirmiştir.

Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Ankara Temsilciliği, kış şartlarının ağırlaşması üzerine zor durumdaki mültecilere giysi ve erzak dağıtımı ile yardım elini uzatmıştır. Çoğunluğu Suriye ve Afganistan’dan gelen 200 mülteciye el uzatan Cansuyu Derneği, giysi dağıtımlarını Gölbaşı’nda hizmet veren Selam Derneği ile birlikte yapmıştır. 

KAYNAKÇA

  1. Yıldırım S G. Göç ve Afganlar: “İsti̇krarlı Mülteci̇ler”, Göç Araştırmaları Dergi̇si̇, Ci̇lt:4 Sayi:2, 2019.
  2. Eryurt M A. Türki̇ye’de Afgani̇stan Uyruklu Uluslararası Koruma Başvurusu ve Statüsü Sahi̇pleri̇ Üzeri̇ne Anali̇z: Türki̇ye’ye Geli̇ş Sebepleri̇, Türki̇ye’de Kalışları, Gelecek Planları ve Amaçları, Hacettepe Üni̇versi̇tesi̇, 2017.
  3. İçduygu A, Erder S, Gençjkaya Ö F. Türki̇ye’ni̇n Uluslararası Göç Poli̇ti̇kaları, 1923-2023: Ulus-devlet Oluşumundan Ulus-ötesi̇ Dönüşümlere, Mi̇rekoç Proje Raporlari 1/2014 Tübi̇tak, Eylül 2009 Ss:128-159.
  4. Çallı M. Türki̇ye’de Mülteci̇leri̇n ve Sığınmacıların Sağlık Hakkı, İş ve Hayat Dergisi, 2018.
  5. Türkiye Ruh Sağlığı Profili. [Erişim tarihi: 21.02.2020] Https://www.who.int/Mental_health/Evidence/Atlas/Profiles/Tur_mh_profile.Pdf?Ua=1&Ua=1
  6. Avrupa Çalışma Programları Verileri. [Erişim tarihi: 21.02.2020] Http://www.euro.who.int/__data/Assets/Pdf_file/0009/387162/Bizzcase-tur-eng.Pdf?Ua=1
  7. Dünya Sağlık Örgütü Aşılama Ülke Raporları. [Erişim tarihi: 21.02.2020] Http://apps.who.int/Immunization_monitoring/Globalsummary/Countries?Countrycriteria%5bcountry%5d%5b%5d=Tur&Commit=Ok
  8. Aydoğan S, Metintas S. Türkiye’ye Gelen Dış Göç Ve Sağlığa Etkileri. Türk Dünyası Uygulama Ve Araştırma Merkezi Halk Sağlığı Dergisi. 2017; 2(2),37-45.
  9. Wanda S, August Ö. Stratified Membership: Health Care Access For Urban Refugees In Turkey. Journal of Comparative Migration Studies  7: 42, 2019.
  10. Göçmen Durum Raporu. [Erişim tarihi: 21.02.2020] Https://data2.unhcr.org/En/Documents/Download/59749
  11. Mülteciler Yüksek Komiserliği Türkiye Raporu. [Erişim tarihi: 21.02.2020] Https://www.unhcr.org/Tr/Wp-content/Uploads/Sites/14/2019/11/Unhcr-turkey-one-pager-fact-sheet-oct2019.Pdf
  12. Sığınmacılar Raporu. [Erişim tarihi: 21.02.2020] Http://www.ttb.org.tr/Kutuphane/Siginmacilar_rpr_en.Pdf
  13. Kocadal F, Tekin N E, Gökşin S, Erbaş U E. Göçmenlere Uygulanan Sağlık Politikaları, Konak Sağlık Ve Sosyal Bilimler Dergisi Sayı:2 Göç Hareketleri Araştırmaları Bölümü, 2018.
  14. Ankara’da Eylem Haberi. [Erişim tarihi: 21.02.2020] Http://cansuyu.org.tr/Tr/News/1487/Ankara-da-suriyeli-ve-afgan-multecilere-sahip-cikiyoruz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir